Kayıtlar

eski zamanlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ATM

Resim
  Bugün bir bankada ATM planlamasında çalışan genç bir hasta başvurdu. "Neye göre planlıyorsunuz ATM'leri?" diye sordum. "Çeşitli analiz yöntemleri var. Bir bölgede hiç yoksa orda yeterli işlem hacmi olur mu diye bakılıyor. Masrafını çıkartır sonucu çıkarsa açılıyor.   Zira ATM kurmak masraflı bir şey. Bir kere kendisi pahalı, kirası, bakımı var, içinde kalan para için gecelik fon ödeniyor vs.  Bir defa kurulması kararlaştırıldıktan sonra yerel ekipler gidiyor, yer tespit edip, kira kontratı yapıyorlar."dedi "Kira da mı ödeniyor. Ne miktarlarda oluyor?" diye sordum "Yıllık en az 1500-2000 liradan başlıyor. Havaaalanı, AVM gibi yerlerde uçuyor, 50-60 bin liraya kadar çıkıyor" dedi "ATM lerin hepsi aynı değil, farklı modelleri var değil mi, fiyatları nasıl?" diye sordum. "Tabi, eski basit modeller 80 bin liradan başlıyor, 250 bin liraya kadar çıkıyor. Yeni modellerde yatırılan parayı kasete doldurma özelliği var. Böylece yatırıl...

portre fotoğrafçılığı

Resim
  Sevil De Sevme by Zeki Müren on Grooveshark Bugün duvarımdaki fotoğrafları gören bir hasta "Biliyor musunuz Doktor Bey ben de  eskiden fotoğrafçılık yapardım, ama benim yaptığım çok başka bir fotoğrafçılıktı Stüdyomu devrederken  satın almak için  gelenler bakarlardı ortada spot yok, makine yok 'Nesine bu kadar para istiyorsun?' der, yaptığım işi, istediğim parayı anlayamazlardı. Halbuki orası başka bir yerdi: Çetin Altan, Süleyman Demirel, İsmet İnönü, Zeki Müren hep bana gelip fotoğraf çektirirlerdi. Mesela Zeki Müren aslında sahne fotoğraflarında hep Erol Atar'la çalışır, ama altı ayda bir fedaisi ile gelir gerçek halini görmek için bende de bir fotoğraf çektirir kendi arşivine koyardı. Erol'un çektiği rütuşlu fotoğraflardan sonra bana gelince kendini bulduğunu söylerdi" dedi "Siz hiç rötuş yapmaz mıydınız?" dedim "Hayır ben hiç rütuş yapmazdım. O kadar ki; mesela dışarda hava aydınlık, adamın gözbebekleri toplu iğne başı gibi kısılyor, dü...

Rize

Resim
Bugün ilaç yazırmak için başvuran 70 yaşın üzerinde bir hastanın kimliğinde doğum yerinin Rize-Mermerdelen olduğunu görünce "Bu Mermerdelen adı bir sudan geliyor herhalde" dedim "Evet, çok güzel soğuk bir suydu, mahallemize adını vermişti. Gemiler bile gelip ordan su alırdı ama artık yok. Üzerinden yol geçti. Mahallemiz de çok güzeldi arkamız dağ, önümüz denizdi. Evimizden çıkıp denize girerdik. Şimdi evin önünden otoban geçti, denizi göremez olduk" dedi "Siz çocukken çay ekimi başlamış mıydı Rize'de?" diye sordum "Benim babam ilk çay ekenlerdendi. Batum'dan getirimiş çay fidanını, bahçeye dikti. Onun tohumu döküldükçe çoğaldı. Zihni Derin vardı ziraat mühendisi, O çok çalıştı. Adını çay fabrikasına verdiler sonradan. Ondan sonra devlet ekimi teşvik etti babam da gidip bizim bahçeyi kaydettirdi." dedi "Çayı kaydettirmek mi gerekiyordu?" diye sordum "E kredi almak için , gübre ilaç için kaydettirmen gerekiyor tabi"...

6. Filo

Resim
Bugün emekli bir subay mide ağrısı ile başvurdu. "Midenize dokunacak bir şey yiyip içtiniz mi?" diye sordum "8 Mart kadınlar günü için 68'lilerin yemeği vardı, orada rakıyı fazla kaçırmışım" dedi "68 olaylarına katılmış mıydınız?" diye sordum Gururla: "Tabi Dolmabahçe'de Amerikalı askerleri denize döktük" dedi "Siz o gün orada mıydınız? Nasıl oldu?" diye sordum "Benim olaylardan haberim yoktu. Yeni göreve başlamıştım, izinliydim ordan geçiyordum. Numayişi görünce iştirak ettim. Ben de bizzat bir tane attım" dedi "Kaç kişi atıldı? Dövüp de mi attınız, ittirerek mi?" dedim "Çok değil yahu, 5-6 kişi. Filika ile geldiler, ilk çıkanları ittirerek attık. Bir kısmı da kendiliğinden atladı kalabalığı görünce. Filikadakiler denizdekileri alıp geri gittiler. Büyük kalabalık vardı, o sayede tutuklama filan olmadı, yoksa daha baştan hayatım kaymıştı" dedi. Mide ağrısı için Talcid tb 3x1 çiğnenecek yazdım

höşmerim

Resim
Bugün Balıkesir doğumlu yaşlı bir hanımı muayene ettikten sonra "Bu Balıkesir'in höşmerimi eskiden de meşhur muydu, sonradan mı icat edildi?" diye sordum. "Ben kendimi bildim bileli vardı, ama böyle plastik kaplarda değildi. Bütün bakkallarda satılırdı,tepside olurdu. Babamızdan para aldık mı doğru bakkala gider 1 kuruşluk isterdik. Bakkal bir parça kağıdın içine koyardı, parmağımızı batıra batıra yerdik." dedi "Siz evde de yapar mıydınız?" diye sordum "Yok benim çevremde yapan yoktu. Ben bir kere denedim yapmayı, güzel olmadı, beceremedim" dedi Son fotoğraf Havranlı Höşmerim Ustası

dişçi berberler

Resim
Geçen hafta böbrek ağrısı ile başvuran bir hasta bugün tahlillerini almaya geldiğinde ağrısının nasıl olduğunu sordum "Doktoru görünce kendiliğinden geçti. Eskiden de dişimiz ağrırdı, berberi görünce anında geçerdi" dedi "Dişlerinizi berber mi tedavi ediyordu?" diye sordum "Tabi, ben köylük yerdenim. O zamanlar, bundan 50 yıl önce dişçi nerdee. Dişi ağrıyan köyün berberinin önünde sıraya girerdi." dedi "Çekmekten başka bir tedavi uygular mıydı?" diye sordum "Yok, kerpetenle tutup çeker, kanayan yere de ufak ilçasız bir pamuk koyar, tamam!" dedi "Kökü çıkartamazsa ne yapıyordunuz?" dedim "O zaman şehre gidince diş doktoruna gideceksin. O zaman doktor vizitesi 3 lira. Kim bulacak o kadar parayı. Berber bir çay parasına çekerdi. Çay da, saç traşı da, diş çekme de beş kuruştu. Sakal traşı 2,5 kuruştu" dedi "Berber de pek ucuzmuş" dedim "Berber dediğim öyle lisanslı, usta biri değil ki, köyde o işi kendi...

doktor

Resim
Bugün daha önce de muayene ve sohbet ettiğim 90 yaşına yaklaşmış bir meslektaşım daha önceki sohbetlerimizden benim kadar hoşlanmış olacak ki ilaçlarını yazdırırken "Esas hikayemi anlatmayı unutmuşum" dedi "Buyrun dinliyorum" dedim "Güneydoğu'da bir ilçede çalışıyorduk. Yeni bir kaymakam geldi. Sanıyorum 1954 sayımıydı, bana nüfus sayımında görev yazılması talimatı vermiş. Benim işim değil ki, hasta çıkabilir, nitekim çıktı da. Görevlendirme yazısını getiren hademeye 'Ben gitmiyorum, istiyorsa kendisi çıksın sayıma' dedim. Bu kulağına gitmiş, yolda rastlaştık. Bana 'Sen böyle böyle demişsin, artık burada çalışamazsın, tayinini iste' dedi. Ben de 'Daha neler, bal gibi çalışırım' dedim Bana 'Bugünden itibaren benden çekeceğin var' dedi. Şuna bak, çocuk kavgası gibi. Ertesi gün bir yazı yazmış, bundan sonra köylere giderken ondan izin almamı ihtaren bildiriyor. Bu ihtaren lafına ben çok alındım. Ne suçum var da beni ihtar edi...

Antakya

Resim
Bugün 1924 Antakya doğumlu bir hasta kalp ilaçlarını yazdırmak için başvurdu. Reçetesini yazarken 1938'deki Antakya'nın Türkiye'ye katıldığı oylamada orada olup olmadığını sordum. "Oradaydım, ben de katıldım" dedi "Yaşınız küçük değil miydi o zaman oy vermek için" dedim "O dönemde Fransızlar vardı ve Suriye'ye katılmamızı istiyorlardı. Bu nedenle halkı Alevi-Sünni diye karıştırıyorlardı. Kavgalar çıktı, halbuki o zamana kadar bizim orda hiç kavga olmazdı. Ermenisi de Müslümanı da Hristiyanı da gül gibi geçinirdi. Sonra Birleşmiş Milletlerden komisyon geldi. Sırayla önce Suriye'ye katılmak isteyenler, sonra Türkiye'yi isteyenler yürüdü..." dedi "Nasıl yani yoldan geçenleri mi saydılar?" dedim "Hayır, saat tuttular! Vilayetin önünde 10 kişilik komisyon vardı. Herkes müzenin önünden Vilayete doğru kalabalık olarak yürüdü. Yürümeyen kalmadı, hatta köylerden geldiler, onları misafir ettik." dedi "Ya bir grup y...

Orhan Gencebay

Resim
Bugün tansiyon ilacını yazdırmaya gelen emekli bir işçi "Doktor Bey biraz fazla yazar mısınız, memlekete gideceğim de..." deyince "Neresi memleket?" diye sordum "Doğma büyüme Samsun'luyum, gidip balık rakı yapacağım" dedi Yaşının yakınlığını göz önüne alarak acaba Orhan Gencebay'ı tanıyıp tanımadığını sordum. "Biz aynı mahallenin çocuklarıyız, beraber büyüdük. Onlar aslen Eskişehir tatarlarındandır, Samsun'a sonradan göçtüler, kimse bilmez" dedi "Nasıldı çocukluğu?" diye sordum "Şimdiki gibiydi, ağır başlıydı. O zamanlar sürekli kahvenin önünde saz çalarlardı; ama ne çalma!" dedi "Kiminle çalarlardı?" diye sordum " Arkadaşları vardı, Sekizköşe Fikret vardı. Esas onların ustası Çarşamba'lı Arnavut Kemal'di. O çok güzel çalardı tane tane. Sürekli alem yapardık. " dedi "Nasıl yani alem, alkolle mi yoksa başka bir şeyle mi?" diye sordum Gülerek "Bizim mahalle buranın Tepecik...

gastarbeiter*

Resim
Bugün yurtdışından emekli bir hanım ilaç yazdırmak için başvurdu. Hangi ülkede bulunduğunu sordum, 1966-82 arası Hollanda’da işçi olarak çalışmış. Orayı özleyip özlemediğini sordum. “Çok özlüyorum” dedi. İlk giden gruplarda yer almış. “O zamanlar farklı mıydı avrupalıların türk işçilere yaklaşımları?” diye sordum. “Çok farklıydı, beni yolda durdurur etrafıma toplanırlardı” dedi. “Ne diye toplanırlardı?” dedim. “Hiç türk görmemişler, demek türk kadını böyle oluyormuş diye bakıyorlardı. Ben de o zaman gençtim gösterişliydim, Türkiye’de kapalı olmama karşın eşim orada başımı açtırmıştı, biraz böyle gitsin demişti” dedi. . Çocukları olduktan sonra tekrar kapanmış. Oradaki komşuları çok saygılıymış. Bir komşusu “Senin her gün mü başın ağrıyor?” diye sormuş, Muhammedi olduğumuz için başımızı kapatıyoruz deyince çok özür dilemiş. Çalışma hayatı çok ağırmış, kahvaltı, tuvalet he dakikaylaymış. "Sabah 10 dakikada kahvaltı boğazıma dizilirdi, Onlar ise sabahtan evde kahvaltı edip gekldikl...

köy ebeliği

Resim
Bugün genç emekli bir ebe kan tahlilleri için başvurdu. "Ne kadar genç emekli olmuşsunuz, tam üretken çağınızda" dedim "Hayatım çalışmakla geçti Doktor Bey, yaşım ilerleyince rahatlarım diyordum ama bir değişiklik olmayınca ben de ayrıldım" dedi "Göreve nerede başladınız?" diye sordum "Niğde'de bir köyün sağlık evinde ebe olarak 5 sene kaldım. O kadar çok doğum oluyordu ki...Çok çaresizdim. Köyün kışın merkeze bağlantısı kapalı, açık olsa da merkeze gitmek bir saat. Bir Allah, bir sen, yapayalnızsın. Bazen makat gelişi, kol sarkması gibi zor doğumlar oluyordu, götürün diyordum, 'ne olur yardım et!' diye yalvarıyorlardı. Ben sağlık meslek lisesinden mezun 18 yaşında çocuğum. Okulda 13 doğum yaptırdım, mezun oldum. Bütün tecrübem bu! O zaman ben de Allaha yalvarıyordum ne olur yardım et diye. Motor gürültüsünden , kapı vurulmasından korkar olmuştum. Gece uykunun en tatlı yerinde bir motor sesi, güm güm kapı vurulur, haydi kalk doğuma. Köy d...

kore tugayı

Resim
Bayram tatilinde okuduğum emekli mühendis M.Suat Çakmak'ın anılarından toplumumuzun 50 yılda pek değişmediğini öğrendim. Kitaptan 1957'de Kore'ye gidecek erlerin eğitimi ile ilgili bir bölüm aktarmak istiyorum: Kore'ye asker nakli 2500 kişilik Amerikan gemileriyle İzmir Limanından yapılıyordu. Amerikan yaşantısına göre hazırlanmış bu gemiler Anadolu çocuğu olan bizim askerlerimizin yaşam biçimleriyle bağdaşmadığından yıllardır yapılan bu seferlerde karşılaşılan aksaklıklar Amerikalılarca saptanmış ve askerlere bu konuda eğitim verilmesi istenmiş. Bunların başında tuvalet ve domuz eti meselesi geliyordu. Yüzbaşı bu eğitiler için bizi görevlendirdi. Hela meselesi için bir gaz tenekesinin üstüne oturulacak şekilde iki tahta çaktırdık. Bu sözüm ona klozetti. Bunu eğitim yapacağımız ağacın altına oynamayacak şekilde yerleştirdik. Yanındaki bir dala bir rulo kağıt astık. Yukardaki bir daldan da ucuna taş bağlı bir ip sarkıttık. Böylece alafrangavari tuvaletimiz hazırdı. Her e...